Sayfa Üstbanner

Yaşam 360

GELECEĞİN PROJESİ: YÜZEN ŞEHİRLER İHTİYAÇ MI ?

GELECEĞİN PROJESİ


Hava sıcaklıklarına dikkat ediyorsanız, artık mevsimlerin eskisi gibi olmadığını fark etmişsinizdir. Mevsim ortalama sıcaklıkları her geçen sene, bir önceki seneden daha yüksek olmaya başladı. İstatistiklere baktığımız zamanda 1880’li yıllardan günümüze kadar dünyadaki sıcaklığın yaklaşık olarak 1 derece arttığını görebiliyoruz.
            
             
Sanayileşme ile birlikte kurulan yüzlerce fabrikada, üretilen ulaşım araçlarında ve ısınmak amacıyla konutlarda, petrol, doğalgaz ve kömür gibi fosil kaynaklı yakıtların yakılması sonucunda atmosfere, karbondioksit ve metan gibi, sera etkisi yaratan gazlar salındı ve hâlâ salınmaya devam ediyor. Bu gazlar doğal sistemi bozarak yeryüzünün daha fazla ısınmasına neden oluyor. “Dünya biraz daha fazla ısınsa ne olur, kışın daha az üşürüz” diyenler olabilir. Fakat basit bir olay gibi gözüken bu meselenin ilerleyen zamanlarda başlı başına bir felakete dönüşmesi söz konusu.



              Araştırmacılar, küresel ısınma sonucunda su kaynaklarının tükeneceğini, kuraklık ve çölleşme başlayacağını söylüyorlar. Hava sıcaklığındaki her 1 derecelik artışın, buzulları eriterek, okyanus sularının 1 metre yükselmesine neden olacağını belirtiyorlar. Yani gelecekte birçok ada ve ülkelerin kıyı kesimleri sular altında kalma tehlikesi ile yüz yüze.          
               

                Okyanus sularının 1 metrelik artışının gelişmekte olan ülkelerde 50 milyondan fazla insanı etkileyeceği tahmin ediliyor. Eğer küresel ısınma sona ermezse ve su seviyesindeki bu artış devam ederse 250 milyona yakın insan “iklim mültecisi” olacak. Peki mülteci olan bu insanlar nerede yaşayacak ?

                Bu soru bazı girişimcileri düşünmeye sevk etmiş olacak ki ortaya “yüzen şehirler” fikri ve projeleri çıkmaya başladı. 2008 yılında Belçikalı ekosistem mimarı “Vincent Callebaut”, tasarlamış olduğu “Lilypads” adını verdiği yüzen şehirler projesini, okyanus konferansında tanıttı. Amazonia Victoria Regia bitkisinden esinlenerek tasarladığı şehir, 500.000 metrekarelik alanıyla 50.000 insana ev sahipliği yapacak büyüklükte. 





                Şehir enerjisini yenilenebilir kaynaklar olan “güneş, rüzgar, gel-git, termal, fotovoltaik ve osmotik” enerjilerden sağlıyor. Şehrin tükettiğinden daha fazla enerji üreteceği, su ürünü tarlaları ve biyotik koridorları ile tüm besin ihtiyacının şehrin kendi içinde karşılanacağı belirtiliyor. Şehrin su ihtiyacını karşılamak için de yağmur sularını toplayan ve arındıran bir lagün düşünülmüş. Dış tabakası Titanyum dioksit (TİO2) ile kaplanmış şehir ultraviyole ışınlarına tepki vererek atmosferik kirliliği absorbe ediyor.


                 Şehrin üç dağı andıran mimari yapısında evler, işyerleri ve eğlence merkezleri bulunuyor. Mevcut olan üç limanı sayesinde ulaşım imkânı da olan şehir, biyolojik çeşitliliğe sahip bitki örtüsüyle ekosistem mimarinin tüm güzelliklerini yansıtmakta. Göz kamaştırıcı olsa da büyük yatırımlar gerektiren Lilypads projesi finansman desteği bekliyor ve kısa vadede gerçekleşecek gibi gözükmüyor.




                    Finansman desteği Amerikalı milyarder girişimci Peter Thiel tarafından sağlanan ve kuruculuğunu yine Amerikalı eylemci ve politik kuramcı Patri Friedman’ın yaptığı Seasteading Institute yüzen şehirler projesini gerçekleştirmek için 2008 yılından bu yana bir çok hükümet ile müzakere ve ar-ge çalışmaları yapıyor. Görünüşe göre Seasteading Institute kendi tasarladığı yüzen şehirler projesini, Vincent Callebaut’un “Lilypads” projesinden önce gerçekleştirecek.

                    Yaklaşık 67 ülkedeki çeşitli gelir seviyesindeki insanlardan, siyasi özerkliğe sahip yüzen bir şehirden ne bekledikleri hakkında geri bildirim alan Seasteading Institute, Büyük Okyanus’ta 118 adadan oluşan Fransız Polinezyası yönetimi ile anlaşma imzaladı. Bu anlaşmaya göre, Fransız Polinezyası’nın açıklarında 2019 yılında inşaatına başlanacak olan yüzen şehirler, 2020 yılında kullanıma hazır hale gelecek. Kıyıya yakın inşa edilecek bu şehirler yaklaşık olarak 225-300 arasında insana ev sahipliği yapacak. Her bir şehrin toplam maliyetinin 167 milyon dolar olacağı tahmin ediliyor.
                  Şehirlerin ilk planda kıyılara yakın düşünülmesinin birçok nedeni var. Bu nedenlerden başı çeken yiyecek sıkıntısı. Şehir yeni kurulduğu için tarım ve hayvancılık faaliyetleri henüz başlamamış olacağından şehir halkı kendi besinlerini üretene kadar yiyeceklerini kıyısına yakın oldukları ada veya ülkelerden temin edecekler. İnternet ihtiyacı ve güvenlik ihtiyacı da diğer nedenler arasında. Açık deniz korsancılığı eskiden olduğu kadar yaygın olmasa da günümüzde hala mevcut olan bir durum. Bu sebeple güvenliği henüz tam oluşmamış şehirler saldırı riski altında bulundukları için, ilk planda bu şehirlerin diğer ülkelerin kıyılarında bulunmaları, güvenlik açısından büyük önem taşıyor.
            
                  Seasteading Institute tarafından tasarlanan yüzen şehirler modüler ve hareketli olarak planlanmış. Şehirlerin modüler ve hareketli olması şehirler açısından büyük avantaj. Kıyısı kullanılan ev sahibi ülke ile olan ilişkinin bozulması durumunda şehir, kendi limanından ayrılıp başka bir limana taşınabilir. Ayrıca şehrin nüfusunun herhangi bir şekilde artması durumunda yeni modüller eklenerek şehrin büyütülmesi ve cazip konfigürasyonlara dönüştürülmesi sağlanabilir. 


                  Seasteading Institute bu şehirlerde kurulacak olan devletlerin yönetim şekline karışmıyor. Yani yeterli derecede maddi gücünüz varsa siz de kendi şehrinizi veya ülkenizi kurup, yasa ve kurallarını belirleyebilirsiniz.
                  Peki yüzen şehirler ihtiyaç mı ? Günümüz açısından zaruri ihtiyaç gibi gözükmeyen yüzen şehirler, iklim koşullarının değişmesi ile bazı coğrafyalar açısından zorunluluk teşkil edip zaruri ihtiyaç haline gelecek gibi gözüküyor.    

                                                                                 Aziz Öztop
GELECEĞİN PROJESİ: YÜZEN ŞEHİRLER İHTİYAÇ MI ? GELECEĞİN PROJESİ: YÜZEN ŞEHİRLER İHTİYAÇ MI ? Reviewed by blogdefterimiz@gmail.com on Nisan 21, 2018 Rating: 5

1 yorum:

  1. ilk kez duydum. bir ada aşığıyım ama şehir nasıl olur ki acaba, olur herhalde :) hiım iyi bir bilimkurgu filmi konusuymuş bu :)

    YanıtlaSil

Blogger tarafından desteklenmektedir.