Sayfa Üstbanner

Yaşam 360

ORHUN KİTABELERİNİ GÖRMEK..

ORHUN KİTABELERİNİ GÖRMEK
RECEP ZEYBEK


Bazen insan hayalleriyle yaşar bazen de hayallerinin de ötesine geçer. Moğolistan’da Orhun Kitabelerini görmek benim için hayallerimin ötesinde bir şeydi. Türkiye’de birçok tarihçinin görmek isteyip de gidemediği Orhun kitabelerini görmek, dokunmak ve orijinal olarak fotoğraflarını çekmek bizlere nasip oldu.

Daha önceki yazılarımda Moğolistan ve Kazak Türklerinin yaşadığı Bayan Olgii şehri hakkında bilgi vermeye çalışmıştım. Bu yazımda da asıl hayallerimde olan Orhun Kitabelerine yolculuğumdan bahsedeceğim.

Orhun Kitabeleri, Moğolistan’ın Harhorin şehrine yakın olan Karakurum’da bulunmaktaydı. Harhorin ile başkent Ulan Batur arası karayolu ile 400 km.’di.  Harhorin şehri, Moğolistan’ın güneybatısında bulunmaktadır.

Bizi Ulan Batur’dan Harhorin’e götürecek özel araç, gece saat 02:30’da bizi aldı. Şoför dahil dört kişiydik. Gece Ulan Batur’dan ayrıldıktan sonra yolda tek bir ışık yoktu. Hava da kapalıydı, zifiri karanlıktı. Cep telefonları da çekmiyordu. Önümüzde 400 km gidilecek yol vardı. Yol şehirlerarası karayolu olmasına rağmen, asfalt düzgün değildi. Yol çok bozuk olduğundan aracımızla saatte 40-50 km. hızla gidiyorduk. Yanımızdan nadir de olsa kamyonlar ve tırlar geçiyordu. Etrafımızda araç ışıklarından başka ışık yoktu.
KARAKURUM BOZKIRLARI

Moğolistan, yüzölçümü çok geniş ve nüfusu da çok az olduğundan iki yerleşim yerinin arasındaki mesafe çoktu. Cep telefonları da ancak yerleşim yerlerinde çekebiliyordu.

Gece zifiri karanlık, etrafta ışık yok, bir de bunun üzerine dolu yağmaya başlayınca doğrusu ürperdim.

Sabah saat 07:00’de güneş doğmaya başlamıştı. Daha yolu ancak yarılamıştık. Güneşin doğmasıyla artık ortalık aydınlanmıştı. Hava da yavaş yavaş açmaya başlamıştı. İçimizdeki ürperti kaybolmuş, yerine sakinlik ve huzur gelmişti. Çünkü etrafımız uçsuz bucaksız bozkır, karayolu ise ip gibi dümdüzdü. Kilometrelerce hiçbir dönemeç görmeden dümdüz gittik. Uçsuz bozkır topraklarda otlayan büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar, develer, atlar… Çift hörgüçlü büyük develer hemen dikkat çekiyordu. Bu uçsuz bucaksız bozkır topraklarda hayvanlar özgürce geziniyordu.

 Moğolistan’ın nüfusu 3 milyon olmasına rağmen ülkede büyükbaş ve küçükbaş hayvan sayısının 80 milyonu bulduğunu öğrendik. Bu nedenle Moğolistan’da et fiyatları oldukça ucuzmuş.

Harhorin’e sabah saat 10:00’da vardık. Ama daha Karakurum denilen yere gidecektik. Karakurum da Harhorin’e 50 km. uzaklıktaydı.

 Harhorin, gelişmemiş bir şehir görünümündeydi. Harhorin’in içinden geçtikten yolda önümüze bir tabela geldi. Tabelayı çok rahat okuduk, çünkü Türkçeydi. Daha da sevindik ve heyecanlandık. Çünkü tabelada Türkçe olarak “BİLGE KAĞAN KARAYOLU” yazıyordu. Orhun kitabelerinin bulunduğu Karakurum’daki müze ile Harhorin arasındaki bu karayolunu Türkiye Cumhuriyeti başbakanlığına bağlı olarak görev yapan TİKA (TÜRK İŞBİRLİĞİ VE KOORDİNASYON AJANSI BAŞKANLIĞI) yaptırmış. TİKA’nın yaptırdığı yol o kadar güzeldi ki dar olmasına rağmen tek bir çukur veya tümsek yoktu.
BİLGE KAĞAN KARAYOLU

Artık müzeye ulaşmıştık. Müze bozkır toprakları üzerinde yapılmıştı, mimarisine de otantik bir anlayış verilerek inşa edilmişti. Müzenin etrafında her hangi bir yerleşim yeri veya başka bir bina yoktu.
ORHUN ABİDELERİ MÜZESİ

Gerçek orijinal Orhun kitabeleri üç tanedir. Bilge Kağan Kitabesi, Kültigin Kitabesi ve vezir Tonyukuk kitabesi. Vezir Tonyukuk’un kitabesi, Karakurum’daki bu müzede değil, başkent Ulan Batur yakınlarında bulunmaktadır. Diğer önemli iki kitabe olan Bilge Kağan ve Kültigin kitabeleri bu müzede bulunmaktadır. Bu kitabeler daha önce arazide bulunduktan sonra müzenin içerisine alınmıştır. Müzenin dışındaki bahçesine de aynı bu iki kitabenin imitasyonları yani taklitleri dikilmişti.

Müzenin teşhir salonuna girdikten sonra karşımıza iki büyük kitabe çıktı. Biri müzenin sağ tarafında biri de sol tarafında duruyordu. Her bir kitabenin yüksekliği neredeyse iki insan boyundaydı. Üzerlerindeki bazı yazıları silinmiş olsa da yazıların birçoğu netti.
ORHUN KİTABELERİ

Tarih ile uzaktan veya yakından tanışmış herkesin bildiği gibi Orhun kitabeleri, Türk tarihi için önemlidir? Çünkü Orhun Kitabeleri, Türk tarihinin Türkler tarafından oluşturulmuş ilk yazılı kaynaklarıdır.
KİTABE YAZITLARI

 Bu kitabeler, 732-735 yıllarında Göktürk Devleti’nin veziri Tonyukuk tarafından yaptırılmıştır. Türkler ’in ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile yazılmıştır. Kitabelerde Türkler’in Çinliler ile olan mücadelesi anlatılmıştır. “Türk” kelimesi bu kitabelerde geçmektedir. Bu kitabeler aynı zamanda Türk Edebiyat tarihi için de çok önemlidir. Bu kitabeleri Danimarkalı bilim insanı, araştırmacı ve dil bilimci Wilhelm Thomsen, 1890’lı yıllarda okuyup çözmüştür.
BİLGE KAĞAN KİTABESİ

Orhun kitabelerinin ve müzenin fotoğraflarını çektikten sonra müzeden ayrıldık. Ve tekrar Ulan Bator’a yola koyulduk.

Karakurum da yani  biz Türkler’in ata yurdunda bulunduğum zaman diliminde eşsiz duygular hissettim. Müzenin önünden karşımda duran uçsuz bucaksız bozkırlara doğru baktığımda etrafta müzenin haricinde bir bina yoktu. En yakın yerleşim yeri Harhorin ise 50 km. uzaklıktaydı.
BİLGE KAĞANIN ALTIN TACI

Burada yalnızca doğanın sesi vardı. Sanki Göktürkler’in at seslerini, duyar gibi oldum. Sanki 1400 yıl önce burada yaşayan Türkler, gözlerimin önünde hayvanlarını otlatıyordu. Bu ata yurdu topraklara gelince insan geçmişi ruhunda hissediyor adeta.


Bozkırdan tozlu yollarda Harhorin’e doğru yol alırken arkamda kalanların sadece bir müze ve kitabelerden ibaret olmadığını ve Türklerin şu an bizlerin bulunduğu coğrafyadan çok uzakta nice destanlara konu olan ilk Ana vatanından uzaklaştığımı biliyordum…

Selam ve sevgilerimle….
                                                                                    
  
                                                                                        Yazı ve fotoğraflar

                                                                                         RECEP ZEYBEK

ORHUN KİTABELERİNİ GÖRMEK.. ORHUN KİTABELERİNİ GÖRMEK.. Reviewed by blogdefterimiz@gmail.com on Nisan 14, 2018 Rating: 5

4 yorum:

  1. oleeeey aklımda olsuuun, gezmek deyince aklıma sadece avrupa geliyor, bir de bu taraflara gitmeliiii :)

    YanıtlaSil
  2. recep bey yazılarınız gerçekten çok güzel .Özellikle Orta Asyayı konu alması daha çok ilgimi çekti teşekkürler

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ben de size teşekkür ederim yazıya olan ilginizden dolayı....

      Sil

Blogger tarafından desteklenmektedir.