Sayfa Üstbanner

Yaşam 360

POZ VERMEK



Küçüklüğümün mahalle düğünlerinde kamera çekimlerinde babam ve babam yaşındakilerin bir poz verme şekli vardır hiç unutmam. Kamera, sandalyede oturanları ağır ağır yakın çekim ile dolaşır düğüne gelenleri kayıt altına alırdı. Sıra kendisine gelen kişiler eğer konuşuyorlarsa susarlar, toparlanır ve hareketsiz bir şekilde kameraya bakarlardı.  Kamera geçince eski hallerine dönerlerdi.

Bu hareket şekli eskilerin “İstanbul Hatırası” yazısı önünde poz vermeleri ile aynı hareket gibi gelirdi bana. Hâlbuki kameraya karşı düğün sahiplerini sevindirecek birkaç güzel söz söylenmesi ya da doğal hareketlerine devam edilmesi gerekmez miydi? En azından hareketi çeken kameraya karşı hareketsiz duruş ne anlatırdı? Kesinlikle bir ciddiyet pozuydu bu. Belki saygı. Gerçek şu ki düğün kayıtları da sonraları izlendiğinde düğün mutluluğunun hatırlanmasından ziyade, düğünde olup da sonrasında aramızdan ayrılan kişileri hatırlatan bir işlev görürdü aslında.

Bu neslin kamerayla tanışmasıydı bu. Eskinin fotoğraf makinalarından farklı olarak hareket çekimleri sonraki nesillerin işiydi. Babam ve babam yaşındakilerin fotoğraflarında da hep bir ağır abi duruşu hâkimdir. Ve tüm 70’li yıllara hâkim olan bu pozlarda moda ikonu ne Kadir İnanır ne Cüneyt Arkındır. Bu neslin hâkim jönü yarım bıyıklar, yan duruşlar ve ceket gömlek kombini ile tartışmasız Ayhan IŞIK’tır.

Taşra fotoğrafçılarının duvarlarındaki çerçeveli tüm fotoğraflarda bu izleri görebiliriz. Dükkânlara çerçeveli fotoğraf asmak yalnız fotoğrafçılara özgü değildi. Duvarında çerçeveli bir fotoğrafın olması belki de markalaşmanın ilk adımıydı o zamanlar.

Hele ki bir ünlüyle yan yana bir fotoğraf bir rüştü ispat göstergesiydi. Dükkânı ünlü birinin ziyaret ettiği bir lokanta, Sakıp Sabancı ile yan yana gelmiş bir Lassa bayii, Turgut ÖZAL ile kol kola bir partili kesinlikle bir seviyeye ulaşmış görünürdü.

Sonraki zamanlarda duvarın resimlerle dolması, görselliğin kalabalıklaşmasından ziyade ünlülerin çoğalmasından kaynaklandı. Bu kadar ünlünün olması biraz fazla geldi ki esnaf duvarına resim asmaz oldu. Ya da ünlü kavramı değişti. Acun ILICALI’nın bu ülkede sosyolojik olarak incelenip ülkeye ve kültür hayatımıza katkılarının(!) incelenmesi gerekir. Yaptığı ses ve dans yarışmalarında seçtiği jürilere sanat ve kültür hayatına emek verenler ile sadece sanat ve kültür hayatına poz vererek yer edinmeye çalışanları yan yana getirmesi sanat ve kültür dünyasında katmanların olmasını engelledi. Ve yıllarca beğenerek takip ettiğimiz kişilerin ekranlardaki halleri bizleri onlardan uzaklaştırdı. Belki geçmişte de böyleydi fakat bu kadar aleni ve olması gerekenmiş gibi değildi.

Topluma rol model olan sanat ve kültür insanlarının çoğalması kendi aralarında katmanlarla yükselmemesi gerçekten emek verenler ile öyle görünenler arasında ayrım yapılamaması belki halkı onlardan soğuttu.

Bir zaman hangi ünlü olursa olsun yan yana olalım rüzgârıyla pozlar çekilse de sonrasında tamamen sosyal medya hesaplarından ileriye gitmeyen bir poz alma hadisesinin ilerisine geçemedi.

İki olay vardır ki hafızamda tüm tazeliğini korur:
Televizyonların kanal çeşitliliğinin artması ile evlerimizde sahiplenmeye başladığımız çarkıfelek yarışmaları ve telefon bağlantılarıyla evlerimizden bazılarına dokunan Mehmet Ali ERBİL bizleri güldürmek ve eğlendirmekten daha fazla olarak sahiplendiğimiz bir karakter olmayı başarmıştı. Ta ki Nefise KARATAY ile olan çıplak poz verme olayına kadar. Evli değillerdi ve Mehmet Alinin boy boy çocukları vardı. Yine de zımnen ilişkisi onaylanıyordu. Bir derginin projesinde yer alması yadırgandı. Evlerimizde yer verdiğimiz sunucuya pek uymadı bu hareket.

Bir diğeri ise Mum Kokulu Kadınlar adlı film ile tanıdığımız ve sanat dünyasınca çok beğenilen, sanat değeri ağır basan bir filmde sergilediği oyunculuk ile gelecek vadeden Hande Ataizi’nin at üzerinde verdiği pozlar.

Bu iki poz verme olayında da iki karakter yer ettikleri kulvardan farklı bir çizgi sergilemişlerdi. Duvarlarına çerçeveli resimler asan, kamera önünde ciddileşen bizler için “ünlü” olmak her şeyden önce bizden olmayı gerektirirdi.

Sanat ve kültür değeri yüksek çalışmalar yapabilmek için arada bir böyle pozlar vermek gerekiyor ise,bize bu pozları kendilerinden kim almak istiyor  onu da açıklamalılar diye düşünüyorum..    

                                                                                  Hüseyin Avni GÜLLÜ
                                                                                EĞİTİM YÖNETİCİSİ

POZ VERMEK POZ VERMEK Reviewed by blogdefterimiz@gmail.com on Nisan 18, 2018 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.