Sayfa Üstbanner

Yaşam 360

DEDEMİN PAZAR FİLESİ



     Değişik bir insandı dedem. Babaannem vefat ettikten sonra bizim evde kalıyordu. Bazen sinirlenirdi ama şeker gibi insandı aslında. Annem ve babamla pek geçinemezdi ama benimle arası çok iyiydi. Akşamları evimizdeki odasına çekilir, saatlerce kitap okurdu. Derslerimde yardıma ihtiyacım olduğunda anne babama değil de ona sorardım hep. Kapısını çalar,  “Dedeciğim yanına gelebilir miyim? Derslerimle ilgili sana birkaç soru sormak istiyorum,’’ derdim.
Bir tarafı çökmüş eski çekyatın üzerinde oturduğu yerden, boynuna taktığı ipli gözlüğünün üstünden, ağarmış kirpikli, yaşlı, yorgun gözleriyle bana bakıp,
“Gel bakalım kara gözlüm, ’’derdi.
Odasındaki küçük masayı önümüze çekip başımı okşayarak, “Aç bakalım şu defter kitabı. Anlamadığın yerleri göster, ’’ derdi bir öğretmen edasıyla.
Onun şefkatli diliyle her şeyi daha iyi anlardım nedense. Sorularıma cevap verirken hep yakın çevremizden örnekler verirdi anlamam için. Derslerimde başarılı olmamın sırrı annem babamdan daha çok oydu bana göre.

Dedem, yaşı 70 olmasına rağmen gündüzleri de hiç durmazdı. Düzenli olarak doğa yürüyüşlerine katılır, Tema Vakfının ağaç dikim törenlerine gider, çevreyle ilgili tüm etkinliklerde rol alırdı. Bu yüzden de adı “Çevreci Dede'ye çıkmıştı. Hafta sonları dedemi gündüzleri evde bulmak pek mümkün değildi. Telefonla bir etkinliğe çağrıldığında hemen çantasını hazırlar, kahvaltısını yapar evden çıkardı. Kahvaltısında balını, pekmezini, köy peynirini, kekik salatasını ve kepekli ekmeğini de eksik etmezdi. Dedem giderken ben de arkasından bakakalırdım. Ama bu sefer ben de onunla gitmek için dayanılmaz bir istek duyuyordum. Acaba beni de götürür müydü? ‘Ne desem, nasıl sorsam?’ diye düşünürken benim isteğimi gözlerimden ve tedirgin halimden anlamış olmalı ki, "Hadi hazırlan bakalım. Seninle doğa yürüyüşüne gidelim bugün. Kahvaltıyı dağda beraber yaparız.’’ dedi.
“Oley!” diyerek havaya sıçradım. Ama “Anne ve babandan izin alalım önce,” dedi.
Annem mutfakta bulaşık makinesine tabakları yerleştiriyordu.
“Anneciğim, bugün dedemle birlikte doğa yürüyüşüne katılabilir miyim?” dedim.
Bu arada babam da elindeki gazeteyle mutfağa gelmişti. Birbirlerinin gözüne bakıp gerekli onayı verdiler. İkisine de sarılıp öperek teşekkür ettim.
Annemle birlikte çantamı hazırladık. Annem çantamın içine yedek giysi, su meyve suyu ve peynirli tost koydu. Sevincimden uçuyordum adeta. Dedem "Çok seviniyorsun ama çok da yorulacaksın bugün,’’dedi.
"Olsun dede. Her şeye razıyım,’’ dedim.
‘"İyi o halde. Hadi yola çıkalım,’’ dedi.
Anne ve babama “Hoşça kalın.” deyip evimizden çıktık. Sokağımızın başında dedemi bekleyen servis arabasına binerek yola koyulduk. Servis arabasında yaşlı, genç birçok insan vardı. Benim yaşlarımda babasıyla birlikte gelen bir de kız arkadaş vardı serviste. Beni görünce büyüklerin içinde yalnız kalmaktan kurtulmuş bir edayla gülümsedi sıcacık. Ben de gözlerimi kırparak karşılık verdim.
Servis aracımız şehrin beton yığınlarını terk edip Toros Dağları’na doğru yönelmişti. Aylardan Nisandı. Mevsim ilkbahardı. Toprak ana, düğüne giden genç kızlar gibi süslemişti kendini. Yol, çam ağaçlarının tüm ihtişamıyla yükseldiği bölüme geldiğinde arabanın penceresini açtım hafifçe. Tertemiz oksijeni çektim ciğerlerime. “Ohhhh!” dedim. Dedem başımı okşayıp alnımdan öptü. “Keşke her yer böyle temiz olsa,’’ dedi.
Yokuşlu dar asfalt yollardan çıkıp düz bir araziye geldiğimizde servis aracımız durdu. Hep birlikte servis aracından indik. Aman tanrım, sanki bir cennetti burası! Papatyalar, gelincikler, sarı, kırmızı, mavi, pembe tüm kır çiçekleri güneş ışınlarıyla adeta parlıyorlardı. Her renk kendini bulmuştu doğada. İçimi bir huzur, yaşama sevinci kapladı. Biraz ötemizde köylüler inek ve koyunlarını otlatıyorlardı. Kuzuların sesleri ta bize kadar geliyordu.
‘’Hadi bakalım Kara Oğlan. Kahvaltımızı burada yapacağız. Çantamızı açıp yiyeceklerimizi çıkartalım,’’ dedi dedem.
Dedemle birlikte çantalarımızı açtık. Yiyeceklerimizi çıkartıp kumaş bez soframızın üzerine serdik. Dedem ve diğer arkadaşları domates, salatalık, biber vb. tüm yiyeceklerini bez bir filenin içinden çıkarttılar. Daha önce gördüğüm naylon poşetler yiyeceklerin konması için kullanılmamıştı. "Dede, nedir bu?’’ dedim.
“Buna pazar filesi derler Kara Oğlan. Eskiden bizim zamanımızda naylon poşetler yerine, bu bez fileler kullanılırdı pazara giderken. Pazardan aldığımız domates, salatalık, patates, soğan vb. tüm sebze ve meyvelerimizi bunun içine koyar, öyle eve getirirdik,” dedi.
“Neden naylon poşetlere koymuyoruz, daha kullanışlı değil mi?’’ diye sordum.
“Etrafına bir bak evlat! Şehrimizde her yer poşet atıklarıyla dolu. Evimizde dahi bir sürü poşet var. Marketlerden fazla fazla poşet alıyoruz. Sağlam kalanını çöp torbası yapmak için. En ufak bir ıvır zıvır, kitap, toka için dahi poşetlerle donatıyoruz ellerimizi. Bu poşetler, geri dönüşümün maliyeti yüksek olduğu için sürekli yeniden üretiliyorlar ve her an hayatımızdalar. Peki, hiç düşündün mü bu poşetlere ne oluyor? Doğada çöp olarak birikiyorlar ve yok olmaları 400 yıl sürüyor. Dönüşüm süresi yüzyıllar alan bu naylon poşetler, dünyada her yıl yaklaşık 500 milyar adet üretiliyor. Bunların yalnızca yüzde 1’inin geri dönüşümü sağlanırken geri kalan yüzde 99’u ise doğaya bırakılıyor. Çöpümüzün bile yüzde 10’unu oluşturan plastik naylon poşetler, doğada bozulmaya başladıklarında çevreye zararlı kimyasal maddeler yayarak, toprak ve su vasıtasıyla besin zincirimizi yavaş yavaş kirletiyor. Denizleri, gölleri, nehirleri kirleten naylon poşetler aynı zamanda nesli tehlikede olan türlerin de yok olmasına neden oluyor.
Her birimiz poşet kullanımımızı azaltarak bu gidişatı durdurabiliriz. Türkiye’de her 5 kişiden biri naylon poşet yerine alışverişlerinde bez torba kullansa, bir nesil boyunca ülkemiz 31 milyar 46 milyon 400 bin naylon poşetten kurtulacak. Çünkü bez torba kullanmak bir kişi için haftada 6, ayda 24, yılda 288, yaşam boyunca ise 22 bin 176 plastik poşeti kullanmamızı engelliyor,’’dedi.
“Vay canına! Bu kadar önemli mi bu dede?’’ dedim.
“Evet, evlat bu kadar önemli. Dünyamız naylon poşetler, kimyasal atıklar, egzoz gazları, sanayi atıkları, gibi daha birçok etkenlerle gittikçe yok oluyor. Hepimiz varlığımızla bu dünyadan bir şeyler götürüyoruz. Arkamızda olabildiğince az hasar bırakmak, olabildiğince az tüketip, olabildiğince çok üretmek ve yeniden değerlendirmek zor değil aslında. Bir o kadar da keyifli. Yeter ki insanlar değişim yapabileceklerine inansınlar.
 Biz çevreciler olarak bu yok oluşu geciktirmek, sizlere yaşanabilir bir dünya bırakmak için çabalıyoruz. Pazar filesi kullanmak da bunlardan biri. Pazardan ve marketlerden aldığımız tüm yiyecekleri bu pazar filelerine koyuyoruz. Amacımız bu eski ve güzel alışkanlığı tekrar mahallemizde, ilçemizde, ilimizde ve tüm ülkemizde yaygınlaştırmak,’’dedi.
Dedemin söylediklerini şöyle bir düşündüm. Gerçekten de okulda, sokakta, piknikte, göl kenarında her yer naylon poşet, pet şişe vb. atıklarla doluydu. İşin kötü tarafı kimse de umursamıyordu bu durumu.
Bir şeyler yapmamız lazım dede,’’ dedim.
“Yapacağız evlat, merak etme,’’ dedi.
“Geçen hafta arkadaşlarla beraber İlçe Kaymakamımız ve Belediye Başkanımızla görüşüp desteklerini aldık. Daha sonra Milli Eğitim Müdürlüğü, Sağlık Müdürlüğü ve diğer kurumlarla görüştük. Ortak bir kampanya düzenlemeyi düşünüyoruz ilçemizde. İlk hedefimiz tüm pazar yerlerinde ve marketlerde naylon poşet kullanımını azaltmak. Birdenbire bu işi başarmamızın imkânı yok. Tüm vatandaşların katkısı önemli bu kampanyada. Broşürler hazırlayıp marketlerde kasaların yanına koyarak, bunları vatandaşlara dağıtarak farkındalık oluşturacağız. Halk Eğitim Müdürü'yle görüştük. Pazar filesi yapımı ile ilgili bir kurs düzenleyecekler. Bu kurs bitiminde bayanlar, pazar filesi yaparak bunları ilçemizdeki marketlere ve pazarcılara satacaklar. Daha sonra ilçemizin tüm alışveriş merkezlerinde bu pazar fileleri satılacak. Hatta zamanla ülke çapında pazarlamayı da düşünüyoruz. Böylece ekonomik bir kazanç da elde edecekler. İlçemizin birçok yerine pazar filesi kullanmanın doğaya katkısı ile ilgili billboardlar astıracağız,’’dedi.
“Hadi hazırlan. Yürüyüşe geçiyoruz Kara Oğlan,’’ dedi dedem.
Kır çiçeklerinin arasından ormanların içine doğru daldık. Ormandaki bin bir türlü ağaç ve bitkiler arkadaşlık ediyordu bize. Küçük dereler, köpüklü sularıyla taşların arasından çağıldayarak akıyordu. Elimi buz gibi sulara daldırıp yüzümü yıkadım. Ohh! Ne kadar da güzeldi. Kuş sesleri sanki şarkılar söylüyordu bize. Dedem deredeki alabalıkları gösterip; "Bunlar soğuk suda yaşamayı severler," dedi.
Alabalıklar derenin içinde taşların arasında kıvrıla kıvrıla yüzüyorlardı. Elimi suya daldırıp onlara dokunmak istedim ama hemen elimi fark edip yosunlu taşların arkasına kaçtılar.
Ormanların içinde, dere kenarlarında, yeşil meralarda dolaşmak ne kadar da rahatlatıyordu insanı. Kalabalık şehir yaşamında gürültü, hava kirliliği, araçlardan çıkan egzoz gazları zamanla bunaltıyordu insanı. Dağların, ormanların, derelerin tertemiz havası ve sularını gördükçe dedeme daha çok hak veriyordum artık.
O gün akşama kadar dedemle birlikte tertemiz Toros ormanlarının içinde kendimizi yeniledik adeta. Yoruldum ama değdi doğrusu. Evimize dönerken dedeme sıkıca sarılıp, "Teşekkürler dedeciğim," dedim.
''Bu iş öyle bir geziyle bitmiyor Kara Oğlan. Artık sen de bir çevrecisin. Tüm etkinliklerde seni de yanımızda görmek istiyoruz,'' dedi dedem.
"Seve seve dedeciğim," dedim.
Dedemler pazar filesi kullanımını yaygınlaştırmak için kısa sürede bir eylem planı hazırladılar. Önce Halk Eğitim Müdürlüğünde pazar filesi yapımı ile ilgili bir kurs açıldı. Bu kursa ilk olarak 75 bayan, 25 erkek olmak üzere toplamda 100 kişi katıldı. Bir ay süren bir kurstan sonra ilk bez pazar fileleri ortaya çıktı. Rengârenk fileler o kadar güzel gözüküyorlardı ki dedem birkaç tanesini kendi odasının duvarlarına astı. Şimdi sıra bilgilendirme, farkındalık oluşturma aşamasına gelmişti. Halk Eğitim Merkezinde kursiyerler tarafından üretilen 1000 adet bez pazar filesi törenle bir pazar yerinde ücretsiz olarak vatandaşlara dağıtılacaktı.
Cumartesi günü mahallemizdeki pazar yerinde,  pazar filesi dağıtımına İlçe Kaymakamımız, Millî Eğitim Müdürümüz, Sağlık Müdürümüz, Tema Vakfı Başkanımız,Çevre Eğitim Vakfı görevlileri, dedem ve arkadaşları ile annem-babamla birlikte ben de katıldım.Önceden hazırlanan naylon poşetler yerine bez file kullanımının faydaları ve doğaya kattıkları ile ilgili bilgilendirme broşürleri pazarcı esnafına ve pazara gelen vatandaşlara dağıtıldı.Ayrıca pazara gelen vatandaşlara, Kaymakamımız ve diğer görevliler tarafından pazar fileleri de dağıtıldı.Ben de 20 kişiye bu pazar filelerinden verdim.İnsanlar bir işi severek benimsediklerinde daha fazla sahip çıkıyorlardı.Daha ilk günden pazarcı esnafı ve vatandaşlar aldıkları sebze ve meyveleri bez fillerin içine koyuyorlardı.Dedem pazarın içinde sürekli fotoğraf çekiyordu.Ben de evimize aldığım elma ve portakalları pazar filesinin içine koyup dedeme poz verdim.
Pazar fileleri daha sonraki günlerde, ilçemizdeki tüm marketlere ve küçük esnafa dağıtıldı. Çok düşük bir ücretle satıldı bu pazar fileleri. Bir süre sonra küçük-büyük herkes naylon poşet kullanmayı bırakıp pazar filelerine yöneldi. Tabii ki tüm halk bu uygulamayı destekledi. Halk Eğitim Merkezinde üretilen pazar fileleri, yapılan piyasa araştırması sonucunda diğer illere de pazarlanmaya başlandı. Kaliteli iplikten yapılarak, yöremize özgü olması sağlandı. İlçemizin birçok yerinde, turistlere de satılmaya başlandı. Yüzlerce insan bu işten para kazanmaya başladı. Her şeyden önemlisi de doğaya kattığımız fayda idi.
Türkiye Çevre Eğitim Vakfı ve Tema gönüllüleri marketlerde stantlar kurarak işi biraz daha ileriye götürdüler. Markete gelirken evlerde kullandıkları bitkisel atık yağları lavabolara dökmeyip, bu stantlara getiren tüm vatandaşlara yine çevreyi koruma amaçlı özel olarak yaptırılan örgü filelerden hediye ettiler.
Ben de okulumuzda gazete köşesine bu uygulamayla ilgili yazılar yazdım. Sosyal paylaşım sitelerinde yaptığımız tüm etkinlikleri paylaşarak toplumda farkındalık oluşturmaya çalıştım.
Bendeki bu tüm değişimlerin sebebi elbette ki dedemdi. Evimizdeki odasında ona sarılıp, ''Her şey için teşekkürler dedeciğim,''dedim.
    Emin DOĞAN
DEDEMİN PAZAR FİLESİ DEDEMİN PAZAR FİLESİ Reviewed by blogdefterimiz@gmail.com on Ocak 26, 2019 Rating: 5

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.